"Enter"a basıp içeriğe geçin

6 ŞUBAT’TAN YARINLARA: KENTSEL DÖNÜŞÜM-KAOTİK DÖNÜŞÜM-AKILLI DÖNÜŞÜM

6 Şubat’ın Hatırlattığı Gerçek: Sadece Bina Yetmez

6 Şubat depremleri, kentlerde gerçek hazırlığın yalnızca yeni bina yapmakla sınırlı olmadığını bizlere acı bir şekilde hatırlattı. Riskli ve dayanıksız yapıların yenilenmesi hayati bir zorunluluk oluşturuyor; ancak deprem güvenliğini yalnızca yapısal yenilenmeye indirgemek, kentsel yaşamın bütününü görmezden gelmek anlamına geliyor. Gerçek hazırlık; ulaşımından altyapısına, lojistiğinden sosyal dokusuna kadar kentin tamamını kapsayan bütüncül bir dönüşüm gerektiriyor.

İstanbul’da Kentsel Dönüşüm ve Rantın Domino Etkisi

Bugün İstanbul’da kentsel dönüşüm, deprem güvenliği gerekçesiyle hız kazanırken; inşaat rantının domino etkisiyle de giderek yaygınlaşan bir sürece dönüşüyor. Yapıların yenilenmesi önemli bir ihtiyaç olarak öne çıkıyor; ancak bu süreçte oluşan ekonomik cazibe dönüşümün hızını artırırken kentsel yaşam üzerindeki baskıyı da büyütüyor. Sonuçta binalar yenilenirken kent dokusu eş zamanlı olarak planlanmadığından ortaya çıkan tablo, kenti düzenlemekten çok kaosa sürükleyen bir görünüm yaratıyor.

Günün Her Saatine Yayılan Trafik ve Kentsel Stres

Kaldırımların şantiye bariyerleriyle daralması yayaların güvenli hareketini zorlaştırıyor; dar sokaklara eklenen inşaat yükü ve artan araç sayısı trafiği günün geniş bir bölümünde yavaşlatıyor. Bu yoğunluk yalnızca akşam iş çıkışı saatlerine özgü kalmıyor; okulların dağıldığı 16.00’dan itibaren başlayan trafik gece geç saatlere kadar kesintisiz biçimde sürüyor. İstanbul genelindeki öngörülemez trafik baskısından kaçınmak isteyen sürücülerin kullandığı alternatif güzergâhların mahalle içlerinden geçmesi ise yerel yolları ve sokakları da bu yoğunluğun parçası hâline getiriyor. Trafiğin daha da baskıladığı stresle patlama yaşayan sürücülerin yaşadıkları ve yaşattıkları dehşet de başlı başına büyük bir sıkıntı. Yerel inşaat yoğunluğu ile kent ölçeğindeki trafik yükü üst üste biniyor; artan nüfus ve kullanım yoğunluğuna rağmen ulaşım ve yol düzenine eşlik eden bütüncül iyileştirmeler sahada yeterince hissedilmiyor.

Küçülen Daireler, Hızlanan Döngüler, Dağılan Mahalleler

Sürecin yalnızca fiziksel değil, derin sosyolojik etkileri de ortaya çıkıyor. Yeni yapılan binalarda daire metrekarelerinin küçülmesiyle aynı parselde daire sayısı artıyor; yüksek kira bedelleri ve sınırlı yaşam alanı nedeniyle bu konutlar çoğunlukla bekâr öğrenciler, yalnız yaşayan bireyler ve süreli gruplar tarafından tercih ediliyor. Bu durum, konutların tutulma ve boşalma hızını artırıyor. Aynı binada oturanlar birbirini tanımıyorlar, yan komşusuna yüz aşinalığı kazanana kadar bu da kim dedikleri yeni yüzlerlerle karşılaşıyorlar. Böylece mahalledeki nüfus sürekliliği zayıflıyor; uzun yıllardır bölgede yaşayan köklü ve kalabalık ailelerin göç etmesine ve zamanla aile temelli nüfusun azalmasına yol açıyor.

Görünmeyen Risk: Gelecekteki Nüfus Patlaması

Kısa vadede nüfus düşüşü gibi görünen bu tablo, sürecin aynı şekilde devam etmesi hâlinde tersine dönme potansiyeli taşıyor. Mevcut yapı stoğu ilerleyen yıllarda en az iki katı nüfus baskısıyla karşı karşıya kalma riski barındırıyor; çünkü bugünün tekil ya da geçici hane yapıları, yarının iki-üç kişilik kalıcı hanelerine dönüşerek aynı fiziksel alan içinde nüfusun hızla artmasına da güçlü bir zemin oluşturuyor.

Kentli Kültür, Mahalle Aidiyeti ve Toplumsal Doku

Bu demografik hareketlilik yalnızca sayısal bir değişim oluşturmuyor; aynı zamanda kentli kültürünü, mahalle aidiyetini, komşuluk ilişkilerini, toplumsal diyaloğu, katılımcılığı ve çeşitliliği de doğrudan etkiliyor. Bu nedenle dönüşüm süreci, yalnızca bugünü değil geleceğin sosyal dokusunu ve demografik senaryolarını da hesaba katmayı gerektiriyor.

Afet Anı ve Sonrası: Hazırlık Nerede?

Deprem hazırlığının bir diğer boyutu ise afet anı ve sonrası yönetimi olarak öne çıkıyor. Kriz yönetimi, lojistik erişim, alternatif su ve yaşam kaynakları, alternatif iletişim modülleri, ekipman ve deprem konteynerleri gibi mahalle ölçeğinde kritik unsurların eş zamanlı planlanması gerekiyor. Ancak bu başlıklara ilişkin yerelde hissedilen bütüncül bir hazırlığın görünürlüğü çok sınırlı kalıyor. 

Su Krizi Kapıdayken Akan Yağmur Suları

Öte yandan 2030’a doğru ilerlerken beklenen su krizi, kentlerde kaynak yönetimini zorunlu hâle getiriyor. Kentsel dönüşümle gelen birçok yapıda yağmur suyunun toplanmadan kaldırıma akarak denize ulaşması, gözümüzün önünde gerçekleşen bir kaynak kaybını gösteriyor. Oysa bu su; yağmur suyu toplama havzaları, park altı depolama sistemleri, akıllı sulama, akıllı tarım uygulamaları ve sifonik drenaj çözümleri ile yeniden kullanılabilir; kentin ekolojik dengesine ve sürdürülebilirliğine katkı sağlar.

Enerji, Sürdürülebilirlik ve Akıllı Yapılar

Gerçek kentsel dönüşüm aynı zamanda sürdürülebilirlik ve enerji tasarımı anlamına geliyor.
Yenilenen binaların; enerji verimli mimari ile tasarlanması, güneş ve rüzgâr enerjisi panelleri ile kendi enerjisinin bir bölümünü üretebilmesi, afet kriz planlarına entegre olması, alternatif iletişim ve altyapı sistemleriyle dayanıklı, kaynak tüketimini azaltan, sürdürülebilir yapılar hâline gelmesi gerekiyor.

Sonuç: Akıllı Şehircilik mi, Koltuk Konforu mu?

Bu nedenle kentsel dönüşüm yalnızca bina yapmak anlamına gelmiyor.
Gerçek dönüşüm; afete hazırlıklı, ulaşımı planlı, suyu ve enerjiyi yöneten, sosyolojik dokuyu koruyan, yaşam kalitesini artıran bütüncül bir akıllı şehircilik yaklaşımıyla mümkün oluyor.

6 Şubat’ın hatırlattığı gerçek açıkça ortada duruyor. Kentleri depreme hazırlamak, sadece yeni binalar dikmekle değil; yaşamın tamamını akıllıca dönüştürmekle mümkün oluyor. 

Kentleri sadece yenilemiyor; geleceği akıllıca inşa ediyoruz!

SERDAR ASLAN

Kentbilimci / CityLab

#6Şubat #KentselDönüşüm #AkıllıDönüşüm #KaotikDönüşüm #DepremeHazırlık #AkıllıŞehirler #SürdürülebilirŞehirler #KentselDirençlilik #AfetYönetimi #SuKrizi #EnerjiDönüşümü #Şehircilik #KentPolitikaları #MahalleKültürü #ToplumsalDönüşüm #CityLab #SerdarAslan #Seninvekilin #February6 #UrbanTransformation #SmartTransformation #UrbanResilience #EarthquakePreparedness #SmartCities #SustainableCities#ResilientCities #DisasterManagement #WaterCrisis #EnergyTransition #UrbanPlanning #CityGovernance #CommunityResilience #SocialCohesion

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir