"Enter"a basıp içeriğe geçin

PARTİZAN ZORBALIĞIN ZEHİR DİLİ

Dün sahada yaşadığım bir olay, yıllar önce adını koyduğum partizan zorbalık kavramının bugün ne kadar ciddi bir toplumsal soruna dönüştüğünü bir kez daha gösterdi.

Beşiktaş’ta yaptığım saha sohbetlerinden birinde, yıllardır CHP’ye oy veren bir yurttaşın, Kemal Kılıçdaroğlu hakkında Mine G. Kırıkkanat’ın kullandığı “kripto kılıç artığı” ifadesini onaylayarak “kılıç artığı hain” sözünü kullanması beni açıkçası şaşkınlığa ve dehşete düşürdü.Kendisine demokratik çerçevede itirazımı dile getirdim. Çünkü bunu sıradan bir siyasi eleştiri olarak görmek mümkün değildi. Bu söz, siyasal öfkenin ve zehirli dilin gündelik hayatın içine nasıl sızabildiğini gösteren acı bir örnekti.

Bu tür ağır ifadeler, yalnızca bir polemik cümlesi olarak kalmıyor; gündelik siyasi sohbetlerde yeniden üretilerek daha sert, daha dışlayıcı ve daha tehlikeli bir dile dönüşebiliyor. Dün sahada duyduğum “kılıç artığı hain” ifadesi de bunun bir “etki başarısı” değil, tam tersine demokratik siyaset kültürü açısından vahim bir alarm olduğunu gösteriyor.

Ben partizan zorbalık kavramını 2022 yılında ilk olarak ortaya koyduğumda, tam da bu tehlikeye dikkat çekmiştim.

Hiper-partizan siyaset, bir süre sonra yalnızca karşıtlarını değil, kendi mahallesindeki farklı düşünenleri de hedef almaya başlar. Aynı partiye oy veren, aynı toplumsal zeminden gelen ve aynı demokrasi iddiasını taşıyan insanlar bile bir anda “hain”, “ajan”, “kripto” ya da “bizden değil” diye yaftalanabilir. Bu noktada fikir tartışması biter; sadakat testi, dışlama ve linç dili başlar.

Kemal Kılıçdaroğlu örneğinde bu durum yeni değildir. Daha önce de cumhurbaşkanlığı adayları olarak anılan belediye başkanlarının bir dönem daha görevlerine devam etmesi yönündeki değerlendirmesi nedeniyle kendisine “AKP’ye hizmet ediyor”, “ajanlık yapıyor” gibi ağır suçlamalar yöneltilmişti. Oysa bu, siyasi olarak tartışılabilecek stratejik bir görüştü. Fakat partizan zorbalık, görüşü tartışmak yerine kişiyi hedef alır; niyet okur, ihanet üretir ve insanı kendi mahallesinin dışına itmeye çalışır.

Demokratik bir toplumda Kemal Kılıçdaroğlu da başka herhangi bir siyasi aktör de elbette eleştirilebilir. Kararları, stratejileri, adaylık süreçleri ve siyasi tercihleri tartışılabilir. Ancak bir insanı “hain”, “kripto”, “ajan”, “kılıç artığı” gibi kimlik, köken ve aidiyet üzerinden aşağılayan ifadelerle hedef almak eleştiri değildir. Bu, benim yıllar önce adını koyduğum şekliyle partizan zorbalıktır.

Bugün bu dile karşı çıkmak, bir kişiyi savunmak değil; demokratik siyaseti, insan onurunu ve birlikte yaşama kültürünü savunmaktır. Ayrıca bu dil gelecekte asla yer bulmamalıdır.

Zira demokrasi herkese lazımdır!

SERDAR ASLAN

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir