İstanbul sokaklarında bazı araçlar yalnızca ulaşım aracı değildir. Üzerindeki armalar, krom yazılar, aynalar, lambalar ve jant kapakları bir zevki temsil eder. Pioneer teypten yükselen arabesk ve taverna müziği ise bu görüntüyü tamamlar. Araç temizlenir, parlatılır, hazırlanır ve müzik eşliğinde şehirde dolaştırılır.
Bu, sıradan bir araç süslemesi veya bugünkü anlamıyla modifiye değildir. Kendine özgü araçları, dönem parçaları, ses sistemleri, müziği, kuralları ve meraklıları bulunan başlı başına bir kültürdür. Adı etekettir.
ETİKETTEN ETEKETE
“Etiket” kelimesi Fransızca étiquette sözcüğünden gelir. Bir nesneyi tanıtan isim veya işaret anlamının yanında görgü ve adabımuaşeret kurallarını da ifade eder.
Sokak jargonunda “etiket yapmak”, güçlü veya tanınmış bir kişinin adını kullanarak kendine ağırlık ve itibar kazandırmaya çalışmaktır. “Bana etiket yapma” tepkisi de buradan gelir.
Araçlarda etiket kullanımının ilk dönemlerinde de benzer bir anlayış bulunurdu. Cadillac ve benzeri güçlü, gösterişli veya itibarlı markaların armaları takılarak araca farklı bir kimlik ve ağırlık kazandırılırdı. Başlangıçta bir davranış ve kendini gösterme biçimi olan bu uygulama, zamanla kendi parçaları, kuralları, ses sistemleri, müziği ve meraklıları bulunan bağımsız bir kültüre dönüştü.
Araç kültüründeki kelimenin aslı “etiket”tir. Ancak İstanbul’un taksici ve minibüsçülerinin söyleyişiyle “eteket” biçimini almıştır. Bugün birçok meraklı “etiket” dese de kültürün eski taksici ve minibüsçü ağzındaki özgün söyleyişi “eteket”tir.
TAKSİ VE MİNİBÜSLERDEN OTOMOBİLLERE
Eteket, geçmişte özellikle taksi ve minibüslerde görülen bir davranış ve kendini ifade etme biçimiydi. Şoför, aracını yalnızca çalıştığı bir taşıt olarak görmezdi. Onu kendi zevkine göre hazırlar, parçalarını seçer ve aracına bir karakter kazandırırdı.
Bu anlayış zamanla hususi otomobillere yayıldı. Bugün eteket uygulanan araçlar genellikle 1990’lı yıllara ve daha eski dönemlere ait Tofaş otomobiller ile eski Magirus minibüslerdir.
Araçların fabrika çıkışı renkleri mümkün olduğunca korunur. Üzerlerine dönemine uygun orijinal armalar, krom yazılar, aynalar, lambalar, jant kapakları ve başka eteket aksesuarları takılır. Amaç aracı yeni göstermek değil, ait olduğu dönemin ruhunu özgün parçalarla yaşatmaktır.
HER PARÇANIN BİR YERİ VARDIR
Eteket parçaları araca gelişigüzel takılmaz. Parçanın markası, dönemi, orijinalliği, araç üzerindeki yeri ve diğer aksesuarlarla uyumu önemlidir.
Meraklısı bir armanın hangi araçtan çıktığını, nerede üretildiğini ve ne kadar zor bulunduğunu bilir. Bazı parçalar aylarca, hatta yıllarca aranır. Sanayi siteleri ve bitpazarları dolaşılır. Meraklılar arasında alım ve takas yapılır.
Dışarıdan bakan birinin fazla süs olarak gördüğü şey, eteket sevdalısı için yıllar içinde oluşturulmuş kişisel bir koleksiyondur.
PIONEER OLMADAN ETEKET EKSİK KALIR
Eteket kültüründe ses sistemi, aracın görünüşü kadar önemlidir. Sistemin merkezinde dönemine uygun Pioneer kasetçalar bulunur. Onu Pioneer GM serisi amfi ve Aciko ekolayzer tamamlar. Minibüs ve taksilerde Pioneer TS-2080, hususi otomobillerde ise Pioneer TS-6985 hoparlörler tercih edilir.
Woofer ve tweeterlarla tamamlanan bu düzen yalnızca yüksek ses için kurulmaz. Dönemin sesini ve eteket zevkini bugüne taşıyan bütünün önemli bir parçasıdır.
BU KÜLTÜRÜN MÜZİĞİ DE BELLİDİR
Eteket aracında çalınacak müzik rastgele seçilmez. Cengiz Kurtoğlu, Müslüm Gürses, Ferdi Özbeğen, Gülden Karaböcek, Ümit Besen, Nejat Alp, Ferdi Tayfur, Orhan Gencebay ve İbrahim Tatlıses gibi arabesk ve taverna müziğinin güçlü temsilcileri bu kültürün müzik hafızasını oluşturur.
Kaset teybe yerleştirilir. Müzik açılır. Araç şehirde dolaştırılır. Eteketin keyfi yalnızca araca bakmak değildir. O araç, o ses ve o müzikle İstanbul sokaklarında tur atmaktır.
ARACIN DEĞERİNİ AŞAN SEVDA
Eteket herkesin anlayabileceği veya herkesin yapabileceği bir uğraş değildir. Bilgi, sabır, zevk ve ciddi bir bütçe gerektirir.
Eteket sevdalısı için çoğu zaman aksesuar ve ses sistemi aracın önüne geçer. Aracın değeri 100 bin lirayken üzerindeki orijinal parçaların toplam değeri 300 bin liraya ulaşabilir. Çünkü bazı parçalar artık üretilmez. Nadir bulunur ve koleksiyon değeri taşır.
Değer yalnızca parayla da ölçülmez. Bir parçanın aranması, bulunması, korunması ve doğru araca doğru şekilde uygulanması eteketin asıl emeğidir.
YAŞAYAN BİR KÜLTÜR
Eteket geçmişte kalmış nostaljik bir alışkanlık değildir. Bugün sosyal medya grupları, koleksiyoncular ve araç buluşmaları sayesinde yaşamaya ve büyümeye devam ediyor. Yeni meraklılar bu kültürü eski ustalardan ve koleksiyonculardan öğreniyor.
Geçmişte taksi duraklarında, minibüs hatlarında, oto sanayilerinde ve İstanbul sokaklarında şekillenen bir davranış biçimi; bugün araçları, aksesuarları, ses sistemleri, müziği ve meraklılarıyla özgün bir hobiye ve kültüre dönüşmüştür.
Herkesin bilmediği, görenlerin de tam olarak anlayamadığı; sevdalılarının ise vazgeçemediği eteket kültürü, İstanbul’un yaşayan gündelik hayatının ve kent hafızasının önemli parçalarından biridir.
Serdar Aslan | Kentbilimci
Kentsel Zekâ Araştırmacısı
#Eteket #EteketKültürü #Etiketçiler #KentHafızası #İstanbulunKentHafızası #YaşayanKentHafızası #İstanbul #MinibüsKültürü #OtomobilKültürü #Tofaş #Magirus #Pioneer #Arabesk #Taverna #KoleksiyonKültürü #KentselZekâ


