"Enter"a basıp içeriğe geçin

ÇARŞI – PAZAR YANIYOR! DEĞİŞİM RÜZGARLARI ESİYOR!

ÇARŞI – PAZAR YANIYOR, EKONOMİ KÖTÜ

Beşiktaş’ta fırınlarda ekmek 2 TL’den satılırken %25 artarak 2.5 TL’den satılmaya başlandı. Yani ekmeğe zam geldi.

Elektrik, doğalgaz, su, içtiğimiz su, yerinde durmuyor. Kim yaparsa yapsın, son günlerin modası olarak adına fiyat düzenlemesi dese de bunun adının ZAM olduğunu biliyoruz. Zam mı halk olarak biz yiyoruz çünkü.

Yemek demişken Beşiktaş’ta bir pide 27 TL, dürüm döner 27 TL lahmacun 10 TL. Domates mevsimi olmasına rağmen 4,99 TL’den aşağı değil. Tarla domatesi ya da salçalık domates diye bildiğimiz şimdilerde adı: petemek olan domates bile en ucuz 1,99 TL, biber 7 TL, patlıcan 6 TL, vasat bir şeftali 8,99 TL… Anadolu insanının eskilerde fakir meyvesi diye tabir ettiği karpuz bile lüks oldu, kilosu 2,95 TL.

Niye böyle diye sorunca da: kiralar yüksek, mazot pahalı, elektrik pahalı, işçi pahalı, nakliye pahalı, aracılar komisyon koyuyor gibi cevapları alıyorsunuz.

Hal böyleyken herkes kendi ekonomisinin ekonomisti durumunda. Vatandaş aylık geliriyle gideri arasındaki dengeyi takip ederek elde ettiği sonuçlardan da genel kanılara varıyor.

Kazandığım yaşamımı karşılıyor mu? Nasıl yaşıyorum? Fiyatlar ne durumda? Diğerleri ne yapıyor? Durum nereye gidiyor? El alem ne durumda? Oy verdiklerim ne yapıyor? vb. gibi bir çok sorunun cevabını da buluyor. Çünkü ekonominiz yaşamınızdır ve onu korumak zorundasınız. Ne kadar ideolojik, ne kadar bağlı, ne kadar partizan olursanız olun fark etmez; ekonomi her şeyi belirleyen ana faktördür..

Ailelerde bu işi; piyasa fiyatlarına hakim oldukları için en iyi kadınlar biliyor. Ev ekonomisi yönetiminin neredeyse tamamı kadınların elinde. (Erkek takipçiler kızmasın, istisnalar hariç)

Kadınlara sorduğumuzda en çok şikayet edilen konular arasında: kötü ekonomi, pahalılık, gelir azlığı, değişken fiyatlar, günlük gelen zamlar ve zengin-fakir arasındaki farkın çok açılması gibi konular geliyor.

Aslına bakarsanız hiç de haksız değiller…

Tabii buraya kadar yazdıklarımın üzerine, koltuklarda oturanların çözüm üretmek için çalışmadıkları da eklenince durum büyük bir açmaza giriyor.

İşte bu açmaz herkesin kafasına değişim seçeneğini getiriyor. Kimle konuşsam durumlardan şikayetçi, düzelme bekliyor, değişim istiyor…

Pandemi sonrası tüm dünya değişime uğradı. Alışveriş şekli ve tercihleri, sosyal ilişkiler, ticaret, aktiviteler, ibadetler, seyahatler her şey değişti.

Değişim bekleyen en önemli konuların başında ise siyaset geliyor. Siyaset; fikren, uygulamalarda, politikalarda ve katılımcılıkta gerekli değişimi halen gerçekleştiremedi. Bu değişimi gerçekleştirebilen hem sorunları çözecek hem de kalıcı olacak.

DEĞİŞİM ZAMANI

Bugün gençlerin pek hatırlamayacağı ama bizlerin çok iyi bildiği yaşanmış bir değişim hikayesini hatırlatmak istiyorum. Zira tarih tekerrürden ibarettir. Geçmişten ders almayanlar geleceklerini koruyamazlar.

20 yıl önce bu zamanlar… Ekonomi kötü, dolar eski parayla 1.800.000 lira seviyelerinde. İMF borcu üstümüzde büyük bir yük. İnsanlar kökenlerini, mezheplerini söylemekten korkar halde. Demokrasi sınırlı, mafya düzeni hakim, faili meçhul cinayetler konuşanlara ibret, koalisyon hükümeti çözümsüz. Ve gençler yine umutsuz…

1994 yılında Tayyip Erdoğan Belediye Başkanı seçildikten sonra çeşme başında su kuyruklarında bekleyen halkın su sorununu ve dağ gibi büyüyen çöp sorununu kısa zamanda çözmüştü. Üzerine de metro, İdo gibi alternatif ulaşım projelerini geliştirmiş halkın da takdirini üzerinde toplamıştı. Erdoğan o dönemde icraatlarıyla kabul görürken yaptığı konuşmalarla demokrasi-özgürlük sevdalılarını ve refah bekleyenlerin de sempatisini kazanmıştı. Çünkü toplumun büyük bir kesimi baskıcı sistemden, daralan ekonomiden bunalmıştı. Devamında Adalet ve Kalkınma Partisi’ni kurarak iktidar oldu. Göreve gelir gelmez konjonktüre uygun olarak; sağlık ve devlet kurumlarındaki teknolojik değişimlerin yanında alt yapı yatırımları ve yolları da yapmaya başlamıştı.

Duyulan güven ile yabancı yatırımcılarla ülkeye döviz yağmaya başlamış dolar 1,80 den 1,15 seviyelerine kadar düşmüş, ekonomi düzelmiş, borsa coşmuş, iktisadi büyüme hızlanmıştı. Özgürlüklerle ilgili yaptığı hamleler de kabul görmüştü.

Düşünsenize Belediye Başkanı olarak herkese nasip olmayacak bir makamı kazanıyorsunuz, vaatlerinizi yerine getiriyorsunuz, algılarla değil gerçek çözümlerle istikbal vaadeden bir siyasetçi olarak halkın güvenini kazanıyorsunuz ve devamında iktidar oluyorsunuz.

İşte bu kadar basit… Ama kolay değil… Çünkü insanların olana kadarki bir de olduktan sonraki halleri var, değişebiliyorlar…

Bugünlerde yine bir değişim dönemindeyiz.

Bu değişim rüzgarı artık her yerde esiyor. Ancak erken bir seçim olmazsa seçimlere 2 sene var. Bu da şu demek: önümüzdeki 2 sene içerisinde halkın beklentisindeki değişimi hangi taraf sağlarsa güveni de iktidarı da o alacak.

Nasıl mı?

  • Bugün 2,5 tl olan ekmeği aynı kalitede yarı fiyatına vatandaşa veren,
  • Akaryakıt, elektrik ve doğal gaz fiyatlarını şişiren kalemleri kaldırarak, indirimler yaparak fiyatları düşüren,
  • Elektrik ve doğal gaz fiyatlarına zam yapılırken zarar pahasına da olsa su ve doğalgaza zam yapmayan,
  • Üreticiden tarlada 1 liraya aldığı mahsulü en fazla 2 liraya tüketiciye getiren,
  • İstihdamı yandaşlara değil halka yayan,
  • İhaleleri adrese teslim etmek yerine genel şartnamelerle küçük işletmelere dağıtan,
  • Büyük bütçeli bir kaç proje yerine o bütçeleri küçük bütçeli projelere bölerek taşeronlara veren,
  • Demokrasiyi ve katılımcılığı arttıran,
  • Yerel demokrasi ve yerel yönetim politikalarını uygulayabilen,
  • İnsan hakları, kadın hakları ve çocuk haklarını önemseyen ve güçlendiren,
  • Şikayetleri dinleyen ve çözüm getiren,
  • Trollerle değil bilgili ve tecrübeli kişilerle sosyal medyadan iletişim kuran,
  • ÖTV ile üste iki araba parası almaktan vazgeçen,
  • KİT’ler (kamu iktisadi teşekkülleri) BİT’ler (belediye iktisadi teşekkülleri) aracılığıyla gelirleri arttırarak vergi yükünü ve hizmet ücretlerini düşüren,
  • Tarafsız karar vericiler ve denetmenlerle adaleti sağlayan ,
  • Yolsuzluklara engel olan,
  • Tasarruf politikaları uygulayan
  • Makam gücünü halk yararına kullanan
  • Pandemi, afet, iflas gibi durumlarda vatandaşının yanında olan,
  • Gençlere istihdam sağlayan, onların hayallerini ve projelerini gerçekleştiren,
  • Spor faaliyetlerini küçük yaşlara kadar indirebilen,
  • Spor tesisleri açan,
  • Siyasal rantın önünü kesen,
  • Sahada projeler üreten parti teşkilatları aracılığıyla vatandaşla diyalog kuran,
  • Dış dünyadaki gelişmelere açık olan,
  • Teknolojik yatırımları destekleyen,
  • Mevcut göçmenlerin entegrasyonu ve rehabilitasyonuna yönelik sistem kuran,
  • Yaşlıları projelerle üretken hale getiren,
  • Yeşil alanı arttıran betonu azaltan,
  • Çevreci ve atık yönetimi uygulamalarını gerçekleştirebilen,
  • Toplumsal saygı ve sosyal normların gelişmesine özen gösteren,
  • Ötekileştirmeyen, ayrıştırmayan, kutuplaştırmayan bir dil kullanan,

hangi taraf olursa olsun; yukarıdaki önerilerin yarısından fazlasını gerçekleştirebilen değişimi sağlar.

Değişmeyen tek şey değişimdir. Yani değişime kimse karşı çıkamaz. Ancak emin olun ki algılar değil geçmişte olduğu gibi yine değişimi sağlayabilen gerçekler kazanacak!

SERDAR ASLAN

Tv Beşiktaş

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir