COP28
Bu hafta şiddetli yağmurların yağdığı, sert rüzgarların estiği, trafik ve çile dolu bir hafta yaşadık.
Dört mevsimi ayrı ayrı güzellikte ve keyifte yaşadığımız ülkemizde de dünyada olduğu gibi iklim değişikliği ciddi bir şekilde hissediliyor.
Kavurucu sıcaklar, kuraklıklar, zamansız yağışlar, su baskınları, camları kıran çatıları uçuran şiddetli rüzgarlar, soğumayan havalar, bir türlü gelmeyen sıcaklar, yaşanamayan baharlar bunların hepsi iklim değişikliğinin etkileri.
Karbon salınımı, sera gazı etkileri, yeşil alanların imara açılması, su kaynaklarının korunmaması, kentsel politikaların uygulanmaması gibi pek çok sebep; iklim değişikliğini ve kötü etkilerini besleyen kaynaklar. Buna karşılık bir yaşam ve yönetim biçimi olan akıllı şehirleşme de bu kötü etkileri azaltmak ve dünyayı korumak için çok çalışır.
Peki ama nasıl?
Akıllı şehirlerin en önemli kaynağı verilerdir. Bu verilerin doğru ve objektif bir şekilde toplanması doğru bir şekilde işlenmesi ve politikalar üretilmesiyle; yaşamın kolaylaştırılması ve sürdürülebilirlik amaçlanır. Bu amaçlarladır ki akıllı şehirlerde yönetimler meteorolojik verilerden elde ettikleri bir hava muhalefeti öncesinde halkı toplu taşımaya yönlendirirler. Hatta ulaşımı ya ücretsiz yaparlar ya da geçiş ücretlerini düşürerek toplu taşımayı teşvik ederler. Yoksa yağmur yağarken herkesin arabaya binip trafik yaratmasının önüne geçmek pek mümkün olmaz. Tabi bunun için toplu taşıma ağının ve kontrolünün de çok iyi olması gerekir. Akıllı bir şehir olunca bu örneğin daha verimlilerini yapay zeka destekli sistemlerle uygulamak mümkün oluyor. Ancak bunu yapabilmeniz için verileri işliyor olmanız gerekiyor. Unutmayalım veri her şeydir.
Akıllı şehirlerde yalnızca ulaşım değil yağan yağmurun kontrolü önemlidir. Sistemler; sokak ve caddelere düşen, çatılardan kaldırımlara akan yağmur sularının bir kısmını yeraltı kaynaklarına, bir kısmını denizlere, bir kısmının da su kaynaklarına gitmesi sağlar. Geçirgen ve sünger şehir yaklaşımlarında oluşturulan ve yönetilen sistemden gelen verilerin işlenmesiyle paylaşım oranları değiştirilerek etki azaltılırken sürdürülebilirliğe katkı sağlanır. Bunların hepsi bir akıllı şehirde yapılır. Kaldırımlardan dere gibi akan yağmur sularının oluşturduğu göletlerin ve su baskınlarının önüne geçilir. Eğer bunların aksi bir durum varsa ya orada sistem yoktur veya sistemde ya hata ya da bir ihmal vardır.
Böylesi sistemlerde rüzgar gücünden elektrik üretilse de aşırı rüzgarlı durumlarda tribünlerin faaliyetine ara verilir. Daha çok rüzgar daha çok elektrik orantısı burada işlemez. Ayrıca bu tip şiddetli rüzgarlarda çalışacak tribünler için tayfun sertifikasyonunun geçerli olduğunu önemle vurgulamak gerekir.
Hava değerleri, atık kontrolü, güvenli gıdaya ulaşım, alanların korunması gibi bir çok konuyu takip eden akıllı şehir yönetimleri, kenti ve sakinlerini kötü etkilerden gelecekte nasıl koruyacağına kafa yorar. İklim değişikliğinin; işleri aksattığını, ticaretlere sekte vurduğunu, ekonomiyi baltaladığını, yaşamları değiştirdiğini de göz ardı etmez.
COP 28
Jeopolitikten ekonomiye ve göçe kadar her şeyi etkileyen iklim değişikliği dünyanın en önemli sorunları arasında. Dünya, özellikle iklim değişikliğiyle mücadele konusunda uzun yıllardır çalışıyor.
Ülkemizin de içinde bulunduğu ve çalışmalara büyük katkı sağladığı Birleşmiş Milletler 2023 İklim Değişikliği Konferansı COP28 Dubai’de yapılıyor.
İlk olarak 1995 yılında yapılan COP (Confrence of Parties) serisinin 28. Konferansı olması sebebiyle adı COP28 anılıyor. 30 Kasım – 12 Aralık tarihleri arasında sürecek olan bu konferansta, ülkeler ikilim değişikliği politikaları hakkında çalışmalarını somut verilerle ortaya koyarken kamu ve özel sektör temsilcileri geliştirdikleri ürün ve sistemleri kullanıma sunuyorlar. Yapılan panellerle önlemler alınmaya, geleceğe ışık tutulmaya, kapsayıcı ve sürdürülebilir bir dünya için katkı sağlanmaya devam edilecek.
Konferansa dünya liderleri katılırken ülkemiz de başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere en üst seviyede katılım sağladı. Özellikle iklim değişikliği, sürdürülebilirlik gibi konularda çalışmalar yürüten Emine Erdoğan Hanımefendi de konferansa katıldı. Hanımefendi’nin öncülüğünde Türkiye’den başlatılan ve bir dünya hareketi haline gelen Küresel Sıfır Atık Hareketi’ne bireysel katılımı sağlamak amacıyla “Küresel Sıfır Atık İyi Niyet Beyanı” da çevrim içi olarak COP28 konferansında imzaya açıldı.
Siz de https://zerowastecommitment.com internet sitesini ziyaret ederek iyi niyet beyanına imza atarak destek verebilirsiniz. Bunun sonunda da online sertifikanızı alabilirsiniz. Ben imzaladım sertifikamı aldım.
Dünyanın sürdürülebilirliğine dair global ve ulusal çapta birçok çalışmalar yapılıyor, tedbirler alınıyor. Ancak gerek yerel yönetimler gerekse yerelde yaşayan sakinler olarak bizlerin de bu çalışmalara destek olmamız alınan tedbirleri evimizden başlayarak uygulamamız gerekiyor. Yeşil alanların yok edildiği, su tasarrufunun yapılmadığı, kaynakların korunmadığı bir anlayışın rüzgâr ekmekten başka bir şey olmadığını unutmayalım.
Rüzgâr ekip fırtına biçmeden önce, iklim değişikliğine karşı yerel eylem planlarını yapmak ve uygulamak gerek. Özellikle bilinçlendirme ve eğitim çalışmalarına aileler ve anaokulu seviyesinden başlamak ve yukarıya doğru devam ettirmek gerek. Bu yaklaşım yerelden genele etki bakımından oldukça önemlidir. Bunun için akıllı şehirleşen akıllı yerel yönetimleri oluşturmak gerektiğinin altını bir kez daha çizmekte yaklaşan 2024 yerel yönetimler seçimleri öncesinde yarar vardır.
Unutulmamalıdır ki akıllı yönetimler akıllı şehirleri, akıllı şehirler ise akıllı hayatlar getirir!
SERDAR ASLAN
Kentbilimci / Akıllı Şehirler ve Sürdürülebilir Şehirler Uzmanı



