
Lafı çok uzatmayayım…
Beşiktaş pislik içerisinde, çığırından da çıktı. Konteynerler dolup taşıyor, etrafa çöpler saçılıyor, konteynerler pislik içinde, kaldırımlar leş gibi, hiç bir yer yıkanmıyor. Vatandaşın defalarca şikayet etmesi üzerine belki bir tanesi yıkanıyor. O da zaten yetmiyor.
Beşiktaş ‘ta işimiz Allah’a kaldı… Yağmur yağarsa sokaklar doğal yolla biraz yıkanır. Yoksa Belediye’den hayır yok.
Fennin Son Harikası: KİREÇ
Kireç, Ortaçağ’da insanların vebaya karşı kullandığı bir maddeydi. Beşiktaş’ta da ortaçağdan kalan bu malzeme konteynerlerin pisliğini örtmek için kullanılıyor. Çünkü uzay çağında olmamıza rağmen halen teknolojik yıkama araçları, makineler, hijyenik ürünler ve metotlar maalesef icat edilmedi. Yani Beşiktaş Ortaçağ yöntemleriyle yönetilmeye devam ediyor.
Para da kar etmiyor. 100 milyon TL’ye verilen temizlik ihalesinin bütçesi de ne teknolojik yenilik ne de makine-teçhizat getirmeye yetmiyor.
Zihniyet Ortaçağ…

Beşiktaş Temizlik İşlerinde Neler Oluyor?
Basında partili bankamatiklerin temizlik işlerine yerleştirildiğine dair pek çok haber çıktı. Belediye tarafında da bununla ilgili bir yalanlama gelmedi.
Acaba sorunun kaynağı bankamatiklerin yığılmasıyla, azalan çalışan işçi sayısının 800 den fazla cadde ve sokağı olan Beşiktaş’a yetmemesi olabilir mi?
Ayrıca sınırlı sayıda kalan işçinin de 2 yıldır izin kullanmaması sebebiyle izin kullanmaları olabilir mi? Kanunen de bu işçilerin izinlerini kullanmaları gerekiyor tabii.
Bankamatiklerin üşüştüğü birimde kalan işçi sayısı az bir de üzerine izin kullanıp gidenler olunca elde kalanlar nereyi temizleyecek?
Eskiden bir işçi en az 1 km uzaklığında mesafe süpürürken şimdilerde 4 km süpürmek zorunda. Ona da süpürmek denirse. Elde bir çalı süpürgesi, makine yok teçhizat yok. Emek/yoğun bir çalışma oda yetmiyor.
Bir de Belediye’de iç çekişmelerin olduğu, Belediye Başkanı Akpolat’la birlikte gelen transferlerden birinin uzun yıllardır görev yapanları pasife attığı bana gelen duyumlar arasında.
Genel olarak değerlendirildiğinde, dünyanın göz bebeği Beşiktaş’ın neden bu durumda olduğu sorusu canımızı sıkıyor.
Yerel yönetim bambaşka bir kavramdır. Partizanlık kaldırmaz, tecrübesizliği kaldırmaz, bankamatik kaldırmaz…
Beşiktaş sokaklarında hiç yürümemiş insanların, yönetiyor gibi yaptığı bir Kent haline geldi.
Neden?
SIRF PARTİZANLIK YÜZÜNDEN!
-
SEUL AKILLI ŞEHİR ÖDÜLLERİNDE TÜRK BAŞARISI
2026 Seul Akıllı Şehir Ödülleri (Seoul Smart City Prize) sahiplerini buldu. Dünyanın farklı kentlerinden 210 başvurunun yapıldığı uluslararası organizasyonda, Konya Büyükşehir Belediyesi, KITEM – İtfaiye Sanal Taktik Merkezi projesiyle Bronz Ödül kazandı. Konya’nın afetlere hazırlık, personel eğitimi ve teknolojinin kamu hizmetlerine uyarlanması alanındaki çalışmalarını umut verici buluyorum. Türkiye’nin uluslararası alanda elde ettiği bu başarıdan memnuniyet…
-
KENT HAFIZASINDAN BİR KESİT: ETEKET KÜLTÜRÜ (Etiket)
İstanbul sokaklarında bazı araçlar yalnızca ulaşım aracı değildir. Üzerindeki armalar, krom yazılar, aynalar, lambalar ve jant kapakları bir zevki temsil eder. Pioneer teypten yükselen arabesk ve taverna müziği ise bu görüntüyü tamamlar. Araç temizlenir, parlatılır, hazırlanır ve müzik eşliğinde şehirde dolaştırılır. Bu, sıradan bir araç süslemesi veya bugünkü anlamıyla modifiye değildir. Kendine özgü araçları, dönem…
-
NEPAL BEŞİKTAŞ’A NE ANLATIYOR?
Nepal’de yaşanan aşırı yağışlar, seller ve heyelanlar bize yalnızca uzak bir coğrafyadaki doğa olaylarını anlatmıyor. Şunu hatırlatıyor: Afet, tek başına bir olay değildir. Bir sistemde başlayan kırılma; su, gıda, enerji, ulaşım, sağlık, iletişim ve lojistik üzerinden zincirleme biçimde yayılabilir. Beşiktaş açısından mesele yalnızca yağmur değildir. Uzun süreli yağış; üst kotlardan alt kotlara yüzey akışını artırabilir,…
-
MAHREMİYET ÖNGÖRÜLÜ KENTSEL YÖNETİŞİM VE KENTSEL ZEKA
Giyilebilir teknolojiler günlük hayatın sıradan bir parçasına dönüşüyor. Saatler, yüzükler, kulaklıklar, gözlükler ve üzerimizde taşıdığımız diğer akıllı cihazlar artık yalnızca veri üretmiyor; çevrelerini algılıyor, kaydediyor, işliyor ve başka sistemlere aktarabiliyor. Mahremiyet, tam olarak burada başlıyor. Çünkü teknoloji küçüldükçe ve sıradanlaştıkça, kayıt yapıldığını fark etmek zorlaşıyor. Burada gizli kayıt için üretilmiş casus cihazlardan değil, herkesin kolaylıkla…
-
KOMŞULARIMI ve KOMŞULUĞU GERİ İSTİYORUM
Bu pazar sabahı bir çamaşır makinesinin sesi ve bir yerden gelen tahta kesme gürültüsüyle uyandım. Çok yüksek değildi belki. Ama insanı uykusundan uyandırmaya yetecek kadardı. Uzun bir süre ses durmadı. Sonra düşündüm: Pazar sabahları eskiden böyle miydi? Benim hatırladığım, pazarların başka bir sesi vardı. Evlerde neşeli müzikler çalardı. Anneler mutfaktan seslenir, herkes kahvaltı masasının kurulmasını…

