"Enter"a basıp içeriğe geçin

Beşiktaş Çığırından Çıktı! “FENNİN SON HARİKASI: KİREÇ”

Serdar Aslan

Beşiktaş Çöp Konteyneri

Lafı çok uzatmayayım…

Beşiktaş pislik içerisinde, çığırından da çıktı. Konteynerler dolup taşıyor, etrafa çöpler saçılıyor, konteynerler pislik içinde, kaldırımlar leş gibi, hiç bir yer yıkanmıyor. Vatandaşın defalarca şikayet etmesi üzerine belki bir tanesi yıkanıyor. O da zaten yetmiyor.

Beşiktaş ‘ta işimiz Allah’a kaldı… Yağmur yağarsa sokaklar doğal yolla biraz yıkanır. Yoksa Belediye’den hayır yok.

Fennin Son Harikası: KİREÇ

Kireç, Ortaçağ’da insanların vebaya karşı kullandığı bir maddeydi. Beşiktaş’ta da ortaçağdan kalan bu malzeme konteynerlerin pisliğini örtmek için kullanılıyor. Çünkü uzay çağında olmamıza rağmen halen teknolojik yıkama araçları, makineler, hijyenik ürünler ve metotlar maalesef icat edilmedi. Yani Beşiktaş Ortaçağ yöntemleriyle yönetilmeye devam ediyor.

Para da kar etmiyor. 100 milyon TL’ye verilen temizlik ihalesinin bütçesi de ne teknolojik yenilik ne de makine-teçhizat getirmeye yetmiyor.

Zihniyet Ortaçağ…

Beşiktaş Çöp Konteyneri

Beşiktaş Temizlik İşlerinde Neler Oluyor?

Basında partili bankamatiklerin temizlik işlerine yerleştirildiğine dair pek çok haber çıktı. Belediye tarafında da bununla ilgili bir yalanlama gelmedi.

Acaba sorunun kaynağı bankamatiklerin yığılmasıyla, azalan çalışan işçi sayısının 800 den fazla cadde ve sokağı olan Beşiktaş’a yetmemesi olabilir mi?

Ayrıca sınırlı sayıda kalan işçinin de 2 yıldır izin kullanmaması sebebiyle izin kullanmaları olabilir mi? Kanunen de bu işçilerin izinlerini kullanmaları gerekiyor tabii.

Bankamatiklerin üşüştüğü birimde kalan işçi sayısı az bir de üzerine izin kullanıp gidenler olunca elde kalanlar nereyi temizleyecek?

Eskiden bir işçi en az 1 km uzaklığında mesafe süpürürken şimdilerde 4 km süpürmek zorunda. Ona da süpürmek denirse. Elde bir çalı süpürgesi, makine yok teçhizat yok. Emek/yoğun bir çalışma oda yetmiyor.

Bir de Belediye’de iç çekişmelerin olduğu, Belediye Başkanı Akpolat’la birlikte gelen transferlerden birinin uzun yıllardır görev yapanları pasife attığı bana gelen duyumlar arasında.

Genel olarak değerlendirildiğinde, dünyanın göz bebeği Beşiktaş’ın neden bu durumda olduğu sorusu canımızı sıkıyor.

Yerel yönetim bambaşka bir kavramdır. Partizanlık kaldırmaz, tecrübesizliği kaldırmaz, bankamatik kaldırmaz…

Beşiktaş sokaklarında hiç yürümemiş insanların, yönetiyor gibi yaptığı bir Kent haline geldi.

Neden?

SIRF PARTİZANLIK YÜZÜNDEN!

SERDAR ASLAN

Tv Beşiktaş

  • MAHREMİYET ÖNGÖRÜLÜ KENTSEL YÖNETİŞİM VE KENTSEL ZEKA

    Giyilebilir teknolojiler günlük hayatın sıradan bir parçasına dönüşüyor. Saatler, yüzükler, kulaklıklar, gözlükler ve üzerimizde taşıdığımız diğer akıllı cihazlar artık yalnızca veri üretmiyor; çevrelerini algılıyor, kaydediyor, işliyor ve başka sistemlere aktarabiliyor. Mahremiyet, tam olarak burada başlıyor. Çünkü teknoloji küçüldükçe ve sıradanlaştıkça, kayıt yapıldığını fark etmek zorlaşıyor. Burada gizli kayıt için üretilmiş casus cihazlardan değil, herkesin kolaylıkla…

  • KOMŞULARIMI ve KOMŞULUĞU GERİ İSTİYORUM

    Bu pazar sabahı bir çamaşır makinesinin sesi ve bir yerden gelen tahta kesme gürültüsüyle uyandım. Çok yüksek değildi belki. Ama insanı uykusundan uyandırmaya yetecek kadardı. Uzun bir süre ses durmadı. Sonra düşündüm: Pazar sabahları eskiden böyle miydi? Benim hatırladığım, pazarların başka bir sesi vardı. Evlerde neşeli müzikler çalardı. Anneler mutfaktan seslenir, herkes kahvaltı masasının kurulmasını…

  • BEŞİKTAŞ’I BİTİRMEYİN

    Bu, eski bir gazete kupürünün başlığı. Yıllar geçmiş. Başlık eski ama ne yazık ki uyarısı hâlâ güncel: Beşiktaş’ı bitirmeyin. Çünkü bir kent yalnızca yıkılarak bitirilmez. Kötü yönetilerek de bitirilir. Plansızlıkla, günü kurtaran kararlarla, kamusal alanı değersizleştirerek, kent hafızasını yok sayarak, trafiği çözümsüzlüğe bırakarak, ağacı yalnızca peyzaj, sahili yalnızca ticari alan, meydanı yalnızca beton zannederek de…

  • KENTSEL HAFIZA MERKEZLERİ KURULMALIDIR

    Zaman her geçen gün daha hızlı akıyor. Şehirler, yaşam biçimleri ve toplumsal anlayışlar aynı hızla değişiyor. Ancak bu değişim yalnızca fiziksel çevreyi dönüştürmüyor. Kentlerin değerlerini, kimliğini ve kuşaklar boyunca oluşmuş hafızasını da aşındırıyor. Özellikle rant güdüsüyle şekillenen kentleşme anlayışı; geçmişin izlerini, mahalle kültürünü, yerel davranışları, örf ve âdetleri birer birer ortadan kaldırıyor. Kentler büyürken kendilerini…

  • AI’yı YAVAŞLATMADAN ÖNCE KURUMLARI HIZLANDIRALIM

    Dünya AI sınırlandırmak üzerine konuşuyor. Peki bu aşamada gerekli mi? Sınırları konuşmak için henüz erken. Çünkü insanlık, yapay zekâ ile neler yapabileceğini daha yeni keşfediyor. AI çok hızlı gelişti. Peki insanlar, kurumlar ve özellikle yerel yönetimler aynı hızda mı ilerledi? Henüz değil. Bugün profesyonel kullanıcılar ve start-up’lar önemli atılımlar yapıyor; kamu hizmetlerinde de örnekler var.…

  • ZAMAN NEDEN BU KADAR HIZLI GEÇİYOR? PEKİ KAMU NEDEN AYNI HIZDA DEĞİŞMİYOR?

    Son yıllarda hemen herkes aynı cümleyi daha sık kuruyor: “Zaman çok hızlı geçiyor.” Daha yıl yeni başlamış gibi hissederken aylar geride kalıyor. Haftalar gün, aylar hafta gibi geçiyor. Bazen bir ayın nasıl geçtiğini bile fark etmiyoruz. Akıllı Şehirler, Akıllı Yönetimler, Akıllı Hayatlar kitabımda “Zaman Ekonomisi” başlığı altında zamanın aslında en önemli kıt kaynaklardan biri olduğunu…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir